Ibn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin Kıymetli Hocaları, kıymetli konuklar ve meslektaşlarım, geleceğe yön verecek sevgili öğrenciler ve gençler;
Sözlerime kısa bir soruyla başlamak istiyorum. Aranızda bir davası üç yıldan uzun süren var mı? Peki, o dava sonunda mahkeme sizin lehinize sonuçlansa bile; kaybettiğiniz zamanın, yaşadığınız stresin, uykusuz gecelerin ve yıpranan ilişkilerin bir karşılığı gerçekten var mı?
Geleneksel yargılama sistemi, doğası gereği, bir kazanan ve bir kaybeden yaratır. Ancak modern hukuk sistemleri bugün önemli bir gerçeği kabul etmektedir: ‘Her uyuşmazlığın mutlaka bir tarafın kaybetmesiyle sonuçlanması gerekmez.’
İşte bu noktada alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, modern hukuk sistemlerinin önemli bir unsuru haline gelmiştir. Bu yöntemler arasında özellikle arabuluculuk, uyuşmazlıkların daha hızlı, daha düşük maliyetle ve daha barışçıl şekilde çözülmesini sağlayan etkili bir mekanizma olarak öne çıkmaktadır. Arabuluculuk, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı tarafsız bir üçüncü kişinin yardımıyla müzakere ederek çözmelerini sağlayan gönüllü ve esnek bir süreçtir. Bu yönüyle yalnızca hukuki bir yöntem değil, aynı zamanda toplumsal uzlaşı kültürünü güçlendiren bir araçtır.
Türk toplumlarında tarihsel olarak uyuşmazlıkların çözümünde istişare, uzlaşma ve aracı kişiler aracılığıyla çözüm geleneği önemli bir yer tutmuştur. Günümüzde bu kültürel miras, modern hukuk sistemleri içinde kurumsallaşarak arabuluculuk sistemi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Arz edeceğim bu çalışmada; Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler olan Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile gözlemci statüsündeki Macaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkmenistan’da arabuluculuğun tarihsel gelişimi ve günümüzdeki uygulamasını ele alarak, bu yeni alternatif çözümü önce temel ilkelerini anlatarak ele alacağım.
1.Arabuluculuğun Temel İlkeleri
Arabuluculuk rastgele bir sohbet değil; belirli etik ve hukuki ilkeler üzerine inşa edilmiş profesyonel bir süreçtir. Bu süreci ayakta tutan dört temel ilke bulunmaktadır.
- Gönüllülük ve Eşitlik: Arabuluculuğun temelinde gönüllülük vardır. Hiç kimse istemediği bir masada oturmaya veya istemediği bir çözüme razı olmaya zorlanamaz. Taraflar süreç boyunca eşit konumdadır.
- Gizlilik: Arabuluculuğun en önemli unsurlarından biri gizlilik ilkesidir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 4. maddesine göre, arabuluculuk sürecinde dile getirilen beyanlar ve teklifler gizlidir. Bu ilke, tarafların açık ve dürüst şekilde konuşabilmelerini sağlar.
- Tarafsızlık: Arabulucu bir hâkim değildir, tarafsızdır, kimin haklı olduğuna karar veremez; sadece taraflar arasında iletişimi kolaylaştıran bir köprü görevi üstlenir.
- Karar Yetkisi: Arabuluculukta karar yetkisi cübbeli bir üçüncü kişide değil, bizzat uyuşmazlığın taraflarında bulunmaktadır. Kendi Kaderini Tayin (Self Determination) şeklinde tezahür eden bu durumu, kısaca şöyle ifade edebiliriz: “Arabuluculuk, tarafların kendi kaderlerini tayin etme hakkının hukuki bir tezahürüdür.”¹
2. Arabuluculuğun Kısaca Mantığı: Portakal Vakası
Arabuluculuğun mantığını anlamak için literatürde sıkça verilen bir örnek vardır: Portakal Vakası.
İki kardeş mutfakta duran tek bir portakal için tartışmaktadır. Klasik yargı sistemini düşünelim: Bir hâkim bu uyuşmazlığı çözse muhtemelen portakalı ortadan ikiye böler, her iki taraf da yarısını alır. Ancak bu çözüm çoğu zaman tarafların gerçek ihtiyaçlarını karşılamaz. Arabulucu ise farklı bir soru sorar: “Bu portakalı neden istiyorsun?”
Kardeşlerden biri şöyle cevap verir: “Ben kek yapacağım, portakalın kabuğuna ihtiyacım var.” Diğeri ise şöyle der: “Ben susadım, suyunu içmek istiyorum.” Sonuç? Arabuluculuk sayesinde biri kabuğun tamamını, diğeri ise suyun tamamını alır. Klasik yargıdaki yarı yarıya çözüm yerine, her iki tarafın da %100 tatmin olduğu bir çözüm ortaya çıkar. Gerçek hayattaki uyuşmazlıklar elbette bu kadar basit değildir. Ancak arabuluculuğun temel amacı tam olarak budur: ‘Tarafların görünen taleplerinin arkasındaki gerçek ihtiyaçları ortaya çıkarmak’. İşte bugün hukuk literatürüne ‘Arabuluculuk’ olarak geçen çözüm sistemi, bin yıllardır özellikle Türk Dünyasında kullanılagelmekte olup, şimdilerde yasalar ile adalet sisteminde yerini almıştır.
3. Türk Devletlerinde Arabuluculuğun Gelişimi
Türk dünyasında arabuluculuk kurumunun gelişimi büyük ölçüde son yirmi yıl içerisinde gerçekleşmiştir. Bununla birlikte uyuşmazlıkların tarafsız kişiler aracılığıyla çözülmesi, Türk toplumlarının tarihsel ve kültürel geçmişinde yeni bir olgu değildir; Türk topluluklarında tarih boyunca aksakallılar, kanaat önderleri, kabile büyükleri ve toplumsal saygınlığa sahip kişiler aracılığıyla uyuşmazlıkların çözülmesi yaygın bir gelenek olarak mevcut olup; özellikle, Türk Dünyasında Aksakallı Geleneğine değinmek isterim:
“Aksakallılar” kavramı, Türk ve Orta Asya kültürlerinde binlerce yıllık bir geleneğe dayanır. Eğer tarihsel bağlamdan bakarsak, Orta Asya’da göçebe Türk topluluklarında yaşlı ve bilge kişiler; kabileler ve boylar arasında arabuluculuk, danışmanlık ve adalet dağıtımı görevini üstlenmişlerdir. Bu gelenek, Göktürkler ve öncesinde, hatta Hunlar döneminde bile mevcuttur. İlk Türk toplumlarında bilgelik ve yaşlıların toplum içi rehberliği, kökeni en az 1500–2000 yıl öncesine kadar uzanan bir kültürdür; Aksakallılar binlerce yıllık bir tarihe sahiptir, kültürümüzde en az 15–20 asırlık bir geleneği temsil ederler.
“Aksakallı” kavramı yalnızca yaşlı bir kişiyi değil; tecrübe, bilgelik ve adalet duygusu ile toplumda saygınlık kazanmış kişiyi ifade etmektedir. “Ak saç” ve “ak sakal” Türk kültüründe bilgelik, olgunluk ve hayat tecrübesinin sembolü olarak kabul edilmiştir. Göçebe ve yarı göçebe Türk toplumlarında devlet teşkilatı ve yazılı hukuk her zaman bugünkü kadar gelişmiş olmadığından, toplum içindeki anlaşmazlıkların çözümünde çoğu zaman aksakallıların hakemliğine başvurulmuştur. Bu kişiler kabile veya boy içinde büyük saygı gören, tarafsızlığına güvenilen ve hayat tecrübeleriyle öne çıkan kişilerdi.
Orta Asya Türk toplumlarında ve Anadolu’nun kırsal bölgelerinde uzun yıllar boyunca “büyüklerin araya girmesi”, “köyün ileri gelenlerinin tarafları barıştırması” gibi uygulamalar toplumsal hayatın doğal bir parçası olmuştur. Özellikle aile, miras, komşuluk ve ticari ilişkilerden doğan uyuşmazlıklarda mahkemeye gitmeden önce aksakallıların devreye girmesi sık rastlanan bir uygulamaydı. Bu gelenek yalnızca tarihsel bir olgu olarak kalmamış, günümüzde de farklı biçimlerde yaşamaya devam etmektedir. Nitekim Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde oluşturulan “Aksakallar Konseyi”, Türk dünyasının ortak aklını temsil eden sembolik bir danışma organı olarak bu kültürel mirasın kurumsal düzeydeki yansıması olarak görülmektedir.
Dolayısıyla modern arabuluculuk kurumunun Türk toplumlarında hızlı şekilde benimsenmesinin nedenlerinden biri de, bu yöntemin aslında toplumun kültürel hafızasında zaten var olan bir uzlaşma geleneğine dayanmasıdır. Günümüzde ise bu geleneksel uzlaşı kültürü modern hukuk sistemleri içerisinde kurumsallaştırılmıştır. Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki ülkelerde arabuluculuk sisteminin gelişimi incelendiğinde, farklı hızlarda fakat benzer bir yönelimle ilerleyen bir süreç görülmektedir. Türk dünyasında arabuluculuk kurumunun adalet sisteminde yerini alarak gelişimi büyük ölçüde son on beş yıl içinde gerçekleşmiştir.
Bu gelişim sürecini ülkeler bazında ele alacak olursak;
Türkiye’de arabuluculuk, 2012 yılında kabul edilen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile hukuk sistemine girmiştir. 2018 yılında iş uyuşmazlıklarında, daha sonra ticari ve tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk uygulaması getirilmiştir. Bugün Türkiye’de arabuluculuk sistemi oldukça gelişmiş bir yapıya ulaşmıştır.
Azerbaycan’da arabuluculuk (mediasiya), özellikle son yıllarda gerçekleştirilen yapısal reformlarla Türkiye’deki sisteme benzer şekilde modernize edilmiş ve kurumsallaşmıştır. 2026 yılı itibarıyla sistem, 29 Mart 2019 tarihinde kabul edilen “Mediasiya Hakkında Kanun” ile yasal dayanak kazanmış ve zorunlu olmuştur. Böylece aile, iş ve ticari uyuşmazlıklarda mahkemeye gitmeden önce arabuluculuk sürecine katılmak zorunludur. Bu, Türkiye’deki “dava şartı” uygulamasına paralel bir modeldir. Ancak taraflar, zorunlu kapsamda olmayan uyuşmazlıklar için de kendi rızalarıyla arabulucuya başvurabilirler. Kurumsal yapı olarak sistemin merkezi otoritesi Mediasiya Şurası’dır (Arabuluculuk Kurulu). Arabulucuların eğitimi, sertifikalandırılması ve denetlenmesi bu kurul tarafından yürütülür. Arabuluculuk faaliyetleri Bakü ve Abşeron başta olmak üzere ülke genelinde yaygınlaşmış bir ağ ile yürütülmektedir. Devlet desteği ile arabuluculuk masraflarının devlet tarafından karşılandığı bir yardım mekanizması da mevcuttur. Ocak 2026’da Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi ve Türk Dünyası Arabulucular Birliği arasında yapılan görüşmeler; Türkiye ve Azerbaycan arasındaki arabuluculuk uygulamalarının daha da entegre edilmesi ve deneyim paylaşımının artırılması yönündeki kararlılığı tescillemiştir.
Kazakistan’da Arabuluculuk, hem tarihsel geleneklere (özellikle “Biler Sotı” olarak bilinen bilgelerin adaleti geleneğine) dayanan hem de modern hukuk sistemine entegre edilmiş güçlü bir kurumdur. Kazakistan’da arabuluculuk esas olarak 28 Ocak 2011 tarihli “Arabuluculuk Hakkında Kanun” ile düzenlenmektedir. Bu kanun; sivil, aile, iş ve bazı hafif/orta ölçekli ceza davalarında arabuluculuğun nasıl uygulanacağını belirler. Profesyonel ve gönüllü olarak arabulucular ikiye ayrılmaktadır. Profesyonel arabulucular; yükseköğrenim görmüş, en az 25 yaşında olan, özel bir eğitim sertifikasına sahip ve profesyonel arabulucular siciline kayıtlı kişilerdir. Emekli hâkimler de bu grupta yer alabilir. Gönüllü arabulucular ise 40 yaşını doldurmuş ve gönüllü arabulucular siciline kayıtlı kişilerdir; bu kişiler genellikle toplumsal saygınlığı olan figürlerdir. Ticaret, aile ve iş hukukunda yaygın kullanılan arabuluculuk; hafif ve orta cezalı suçlarda tarafların uzlaşması durumunda ceza davasının düşürülmesi amacıyla da kullanılır.
Kırgızistan arabuluculuk sistemini modern hukuk düzenine entegre etme yolunda 2026 yılının başından itibaren Türkiye’deki “dava şartı” (zorunlu) arabuluculuk modelini temel bir referans noktası olarak almıştır. Yeni yasal düzenlemede “Türk Modeli Arabuluculuk” esas alınmış ve Aralık 2025’te kabul edilen yeni arabuluculuk kanunu ile Türkiye’deki sisteme benzer bir “dava şartı” modeline geçilmiştir. Artık belirli uyuşmazlık kategorilerinde mahkemeye gitmeden önce bir arabulucu ile görüşmek zorunlu kılınmıştır. Aile ve iş uyuşmazlıklarının yanı sıra belirli hafif suçları kapsayan ceza davalarında da uygulanabilmektedir ve yasa 2026 yılı başı itibarıyla hayata geçirilmiştir. 14 Mart 2026’da Bişkek’te Kırgız Cumhuriyeti Arabulucular Odası’nın kuruluş kongresi yapılmıştır. Bu oda; ülkedeki tüm arabulucuları tek bir çatı altında toplayan, kendi kendini yöneten ve finanse eden profesyonel bir birlik statüsündedir. Devlet denetimi Kırgızistan Adalet Bakanlığı tarafından yürütülmektedir ve Bakanlık “Birleşik Devlet Arabulucu Sicili”ni tutmakla yetkilendirilmiştir. En önemli gelişme eğitim seferberliği olup, Türk Dünyası Arabulucular Birliği (TDAB), Kırgızistan’da yaklaşık 1500 arabulucunun eğitimini üstlenmiştir. Kırgızistan 1 Aralık 2025’te Singapur Konvansiyonu’na katılmış olup sözleşmenin 1 Haziran 2026’da yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Bu durum ticari arabuluculuk anlaşmalarının uluslararası geçerliliğini artıracaktır. Arabulucu olma şartlarında ise hukuk mezunu olma şartı mevcut değildir; 25 yaş sınırını doldurmuş olmak, yükseköğrenim mezunu olmak ve en az 80 saatlik temel arabuluculuk eğitimini tamamlamak yeterlidir.
Özbekistan Özbekistan’da arabuluculuk sistemi, özellikle 20 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren kapsamlı yasal değişikliklerle birlikte modern ve profesyonel bir yapıya kavuşmuştur. Bu reformlar, mahkemelerin iş yükünü azaltmayı ve iş dünyası için daha öngörülebilir bir hukuki zemin oluşturmayı hedeflemektedir. 2025 reformu ve kapsamın genişletilmesi ile arabuluculuk; sadece ticari uyuşmazlıklarda değil, bankacılık ve sigorta sözleşmelerinden doğan ihtilaflarda da açıkça uygulanabilir hale getirilmiştir. Arabuluculuk süreci sonunda varılan anlaşmalar, taraflarca gönüllü olarak yerine getirilmezse mahkeme aracılığıyla doğrudan 6 ay içinde icra edilebilir bir nitelik kazandırılmıştır. Arabulucuların yükseköğrenim görmüş olması, Adalet Bakanlığı programı kapsamında özel bir eğitim kursunu tamamlaması ve yeterlilik sınavını geçmesi zorunlu olup tüm profesyonel arabulucular “Birleşik Arabulucu Sicili”ne kayıtlı olmak zorundadır. Arabulucular mesleki sır saklama yükümlülüğüne sahiptir; faaliyetleri sırasında edindikleri bilgilerle ilgili tanık olarak dinlenemezler. Özbekistan, 14 Mart 2026 tarihinde Pekin’de Uluslararası Arabuluculuk Örgütü Kuruluş Sözleşmesi’ni imzalamıştır; bu adım, ülkenin uluslararası yatırım uyuşmazlıklarında arabuluculuğu ana mekanizma olarak kabul ettiğini göstermektedir. Yine Singapur Konvansiyonuna da 2025-2026 yıllarını kapsayan özel bir iş birliği programı dahilinde üyedir.
Gözlemci Ülkelerde Durum :
Macaristan’da Arabuluculuk Kanunu, 2002 yılında Avrupa Birliği standartlarıyla uyumlu bir yapıda hukuk sistemine dahil olmuştur. Ülkedeki güncel arabuluculuk (mediáció) uygulamalarına dair detaylar şöyledir: 2026’nın en dikkat çekici yasal değişikliği, Tüketiciyi Koruma Yasası’nda yapılan düzenlemedir. Daha önce sadece bireysel tüketicilerin faydalanabildiği “Uzlaştırma Kurulları” prosedürlerine artık Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) de başvurabilmektedir. Aile uyuşmazlıkları (boşanma, velayet, nafaka) için arabuluculuk teşvik edilen bir yöntemdir. Hâkimler, tarafları profesyonel bir arabulucu ile ücretsiz bir bilgilendirme oturumuna katılmaya zorunlu tutabilirler. Bu oturumdan sonra sürece devam edip etmemek tarafların kararına bağlıdır. Arabuluculuk sonunda varılan anlaşmalar mahkeme tarafından onaylandığında, resmi bir mahkeme kararı hükmünde icra edilebilir nitelik kazanmaktadır. Macaristan Adalet Bakanlığı, resmi arabulucu sicilini tutan yetkili makamdır. Profesyonel arabulucu olmak için üniversite mezuniyeti, bakanlık onaylı eğitim programının tamamlanması ve adli sicil kaydının temiz olması şarttır. Arabuluculuk ücretleri taraflar ve arabulucu arasında serbestçe belirlenir; ancak mahkeme tarafından yönlendirilen zorunlu oturumlar genellikle devlet desteği kapsamındadır.
Türkmenistan, Arabuluculuk Kanununu 2021 yılında sistemine dahil edilmiş, 2026 yılı itibarıyla geleneksel köklerinden modern ve kurumsal bir yapıya geçiş sağlamıştır. Türkmenistan bu süreci “Devletlerarası Barış ve Tarafsızlık” vizyonu çerçevesinde ele almaktadır; küresel vizyonu “Barış İçin Arabuluculuk Odası”dır. Türkmenistan, arabuluculuğunu sadece bireysel uyuşmazlıklar için değil, uluslararası bir diplomasi aracı olarak konumlandırmaktadır. Aralık 2025 Aşkabat Deklarasyonu’nda Türkmenistan hükümeti, kendi topraklarında Birleşmiş Milletler himayesinde çalışacak bir “Barış İçin Arabuluculuk Odası” kurulmasını resmen teklif etmiştir. Müstakil bir “Arabuluculuk Kanunu” henüz tam anlamıyla yerleşikleşmese de 2026 yılı hazırlık aşamasıdır. Türkmenistan, Türk Dünyası Arabulucular Birliği (TDAB) içerisinde yer alan sekiz ülkeden biridir. Mart 2026 itibarıyla Türkmen hukukçular birliğin düzenlediği çalışmalara aktif katılım sağlamaktadır. Geleneksel bir arabuluculuğa dikkat çekmek gerekirse: Türkmen geleneğinde “tülbent barışı” olarak bilinen, toplumun saygın kadınlarının beyaz tülbentleri ile iki taraf arasına girerek kan davalarını bitirme geleneği, modern arabuluculuk eğitimlerine ilham kaynağı olmaktadır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Arabuluculuk Yasası 2023 yılında yürürlüğe girmiştir. Sistem 2026 yılı itibarıyla tarihi bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Uzun süredir “iradi” (gönüllü) yürütülen süreçler, yeni yasal düzenlemelerle daha kurumsal bir yapıya bürünmüştür. 2026 başında yasalaşma süreci hızlanan “Arabuluculuk Yasası”, KKTC hukuk sistemine önemli yenilikler getirmiştir. Yasa tasarısı aşamasında arabulucuların sadece hukuk fakültesi mezunu olması gerekip gerekmediği tartışılmış; ancak Türkiye modeline benzer şekilde deneyimli hukukçuların öncelikli olması prensibi ağırlık kazanmıştır. Sistem, özellikle aile ve ticari alacaklarda bir arabulucuyla görüşmeyi teşvik eden “hibrit” bir yapıya bürünmüştür. Tüzük değişikliği ile taraflara Yargıtay aşamasında bile uzlaşma imkânı tanınmıştır. Taraflar anlaştıklarını bildirdiklerinde mahkeme kararı bu uzlaşı doğrultusunda revize edilebilmektedir. KKTC’deki sistem Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ve Türk Dünyası Arabulucular Birliği (TDAB) ile sıkı iş birliği içinde gelişmektedir. 2026 başı itibarıyla yeni müstakil “Arabuluculuk Yasası” hazırlıktadır.
Bütün bu gelişmeler Türk dünyasında zaten var olan ‘Uzlaşı Kültürünün’ kurumsallaşmaya başladığını göstermektedir. Ülkelerin çoğunda yargı yükünün azaltılması, uyuşmazlıkların hızlı çözülmesi ve toplumsal barışın korunması gibi benzer hukuki hedefler benimsenmiştir. Bu bağlamda Türk Devletleri arasında ortak eğitim programları ve kurumsal iş birlikleri geliştirilmesi önemli bir potansiyel taşımaktadır.
4. Türk Dünyasında Arabuluculuğun Geleceği
Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde geliştirilecek ortak hukuk politikaları arabuluculuk kurumunun daha etkin hale gelmesine katkı sağlayacak; ortak eğitim standartlarının belirlenmesi ve uluslararası ticari uyuşmazlıklar için ortak merkezler oluşturulması mümkün olacaktır. Bu tür girişimler, Türk dünyasında ‘Ortak Bir Hukuk Kültürünün Oluşması’na katkı sağlayacak ve uyum yasalarının da yürürlüğe girmesine katkı verecektir.
Sonuç olarak arabuluculuk; uyuşmazlıkların hızlı, düşük maliyetli ve dostane şekilde çözülmesini sağlayan önemli bir hukuk kurumudur. Ülkemizdeki kurumsallaşmış sistem, diğer Türk devletleri için önemli bir model oluşturmaktadır.
Sözlerimi, binlerce yıl ötesinden yankılanan şu sözlerle tamamlamak isterim: Türk töresinde en büyük güç kılıç değildir; iki kırgın yüreği barıştıran aksakalın sözüdür. Adalet yalnız mahkemelerde değil, aksakalların hikmetli sözlerinde de tecelli eder; çünkü gerçek zafer, iki tarafı da barışa razı edebilmektir.
Türk dünyasında adalet yalnız mahkemelerde aranmaz; aksakalların hikmetli sözlerinde, yürekleri barıştıran ellerinde tecelli eder. Kılıç ile geçici zaferler kazanılır; ama aksakalın sözü iki kırgın gönlü bir araya getirir. İşte gerçek zafer, ne bir toprağı almakta ne de bir hâkimi ikna etmekte değil; iki tarafı da barışa razı edebilmektedir.
Unutmayalım ki, Türk töresinde en büyük güç düşmanı yenmek değil, kalpleri birleştirmektir.
Bugün kendimize şu önemli soruyu sormalıyız:
Gelecek nesillere bitmeyen davalar mı bırakacağız, yoksa sorunlarını konuşarak çözebilen, Türk dünyasının yüzyıllardır uyguladığı geleneksel bir uzlaşı kültürü mü?
Unutmayalım ki; en kötü barış, en iyi savaştan daha iyidir.
Sabrınız ve ilginiz için teşekkür ederim.
Tuna Peker
Avukat – Uzman Arabulucu – Marka ve Patent Vekili – Türk Dünyası Arabulucular Birliği Üyesi
- Ibn Haldun Üniversitesi / Arabuluculuğun Geleceği Sempozyumu III